Telefonumuzdaki Her Şey Tamamen Yapmacık
Sosyal medyada hepimiz kendi nişlerimiz, ilgi alanlarımız ve çırpınan dikkat aralığımız arasında sıkıştık kaldık. Instagram’dan TikTok’a veya X’e hiçbirimiz istediğimiz içeriği görmüyoruz. Algoritmanın önümüze servis ettiği, görmemizi istediği içeriklerle etkileşime giriyoruz. Önümüze ilgi alanlarımıza yönelik kişiselleştirilmiş ve bizi yansıtacak şekilde hazırlanmış argümanlarıyla sunuluyor. Ancak yine de seçme şansımız yok. Üniversite yemekhanesi gibi ne çıkarsa onu yiyoruz.
Sosyal medyada kronolojik akışı terk edip algoritmaların “Sizin için” diye sunduğu akışlara geçmemiz bu anlamdaki ilk kırılmalardan birisi oldu. Pandemi ile birlikte herkes evine ve ekranlarına hapsolunca da tüketici olarak dijital içerik tüketme biçimimiz değişti. İçerik üretenler ve influencer’ların da hem sayısı hem de niteliği dönüştü.
2026 yılını yavaş yavaş geride bırakırken içerik üretenler ile tüketenler arasındaki uçurum da bambaşka bir boyuta geldi. İnterneti kullanma alışkanlıklarımız 2000’lere ve hatta 2010’lara göre çok değişti. Herkes kendi ölçeğinde benzer içeriklerin iterasyonlarıyla belirli etkileşimleri alabilirken bu durum eskiden de nadir olan özgünlüğü günümüzde mumla arıyoruz. Keza artık içeriklerin kronolojik akışını kaybettiğimiz için 10 yıl önceki bir projeyi bugüne aitmiş gibi kabul edebiliyor, 2 günlük bir konuyu anında eskitip geride bırakabiliyoruz.
Bir performans olarak influencer’lık
Sosyal medya için içerik üreten, kendini influencer olarak anan birisi artık durumu tamamen bir performansa dönüştürmüş durumda. Kişinin kendi benliğiyle büyük bir bağ kalmamış, irili ufaklı içerik kategorilerinden gelen nişlerle kişi benzer söylemleri farklı şekillerde ifade etmenin yollarını buluyor.
Durum böyle olunca influencer içerikleri tamamen performansa dönüşüyor. Nitelikten arınmış, formülleri takip eden performanslar. Bu performansı olabildiğince gerçekmiş gibi sunmak için ekstra özen gösteriyorlar.
Amerikan güreşi WWE’de kullanılan kayfabe diye bir kavram vardır. Bir eğlence materyali olarak ringin içinde dövüşen ve güreşen karakterler kendilerine bir persona yaratır. Profesyonel güreşçiler ring içinde gerçekleşen dövüşlerin, kavgaların, rekabetin gerçekmiş gibi sunularak bu ilüzyonun korunması prensibine kayfabe denir.
Güreşçiler ringde sundukları bu performansın gerçekçiliğini korumak için ring içindeki personalarını medya önünde ve sıradan hayatta geçirdikleri her anda da korur. Güreşçi için bu persona adeta metod oyuncusuymuşcasına gerçek bir kimliğe dönüşür. Profesyonel güreş seyircileri ise her şeyin kurmaca olduğunu bilse bile bu eğlence faktörünü korumak ve ringin sihrini bozmamak adına gördükleri şeylere gerçekmiş gibi tepki verir ve bu şekilde değerlendirir. Seyirci ile organizatör arasındaki bu gizli sözleşme de bu yapmacıklık perdesini aralamamak üzerinedir.

Influencer’ların da sundukları hayat çoğu zaman bir kayfabe’den ibaret. Kazandıkları paralar sayesinde kitlelerinden sınıfsal olarak uzaklaşan, birkaç yıllık influencer’lık maceralarında halktan kopup ayrı bir zümreye ait olan influencer’lar hala kitleleriyle ilişki kurdukları içerik tipleri üretmeye çalışabiliyor.
Örneğin kurumsal şirkette orta seviye yönetici olarak çalışan bir kişi, beyaz yaka çalışma hayatının buhranı ve ufuneti üzerine skeçler, komik içerikler üreterek hayatının bu kesiminde yaşadığı sıkışmışığı dışa vurmayı seçebilir. Ancak takipçi sayısı 6 haneli sayılara ulaştığında, marka işbirlikleri ve ürün tanıtımları ardarda gelmeye başladığında kişi tam zamanlı işinden daha fazla kazanmaya başlıyor.
Bu durumda ne yapmalı? Beyaz yaka işi bırakıp tam zamanlı içerik üretimine geçmek kaçınılmaz bir adım gibi görünüyor. Peki 3-6 ay sonra bu içerikler nelerden oluşacak? Peki ya 1-2 yıl sonra? Hobi ve duygusal regülasyon için doğan bir sosyal medya hesabı tam zamanlı işe dönüştü. Kişi artık bu hesapta kendisi değil, kurumsal hayattaki sıkışmışlığı tekrar tekrar anlatan bir performans sadece.

Seyirci bu performansın farkında mı?
En nihayetinde profesyonel güreş eğlence sektörü içinde tüketim için üretilmiş bir meta. Seyirciyi bir süre gerçek hayattan koparım hayali bir dünyada bir süreliğine konuk etmek üzere gerçekleşiyor. Sosyal medya ise televizyon prodüksiyonlarının arka plana itildiği, sıradan insanların göz almayan hayatlarından kesitler olarak servis edildi. Gündelik hayattan makyajsız kesitler.
“No makeup makeup” gibi kavramların birer hakikat olduğu, erkeklerin “makyajsız kadın” arzularının içinde dahi kadınların bir şekilde makyaj yapmaya itildiği gerçeğini göz ardı etmemiz gibi, sosyal medya üzerinde sunduğumuz hayatların da bu yapmacık performansın birer parçası olması üzerine pek düşünmüyoruz. Bunun bilinç bir tercih olmasından çok, koşulların doğal sonucu olması daha olası hissettiriyor.
Seyirci olarak influencer’ların hayatlarından gördüğümüz kesitleri birer performans olarak kabul ettiğimiz zaman onlarla olan ilişkimizi de gözden geçirmek için bir alan açmış oluyoruz. Bu performansın öncesini, sonrasını, tekrarını ve döngülerini fark edebiliyoruz.
Profesyonel güreş ile influencer’lık arasındaki fark birisi eğlenceyi önceliklendirerek kayfabe’i abartılı ve gerçekdışı bir bağlamla sunarken diğeri olduğundan daha gerçek ve samimi görünmek için çaba harcarken kullanıyor. Bu ayrım ise seyirci açısından bir samimiyetsizlik ayrımı doğuruyor.
Influencer ile seyircisi arasındaki gizli sözleşme, içerik üreticisinin hayatının değişse bile içeriğinin değişmediğini kabul etmek üzerine. Onu belirli bir dönemde, dikeyde ve bağlamda kabul etmek üzerine.

Yapmacıklığı kabul etmek mi parasosyal ilişkilerin kölesi olmak mı?
Influencer’lar, internette ünlü olan kişiler, YouTube insanları ve daha nice uzaktan bildiğimiz, tekrar tekrar ekranlarımızda gördüğümüz için arkadaş sandığımız insanlar aslında gerçek değil. Parasosyal ilişkilerle onları olduklarından daha yüksek bir mertebeye yerleştirsek de hepsi bu personaları bir meslek olarak yürüten ve belirli bir karakterin dışına çıkmakta zorlanan kişiler.
Bu personalarla milyonlar kazanıyor, sunduklarından çok daha lüks bir hayat yaşıyorlar. Ancak bu sahnede sundukları karakterin dışına çıkamazlar. Aksi takdirde her şeyin birer oyun olduğu herkes tarafından anlaşılabilir. Kayfabe’in aksine seyirciler burada bir gizli sözleşmeye rızalarıyla imza atmıyorlar.
Sıradan, gerçek hayattanmışcasına görünen kayfabe sayesinde güreşteki gibi bir abartı ile karşılaşmıyoruz. Normallik ve sıradanlık sunuluyor performans olarak. Ancak sınıfsal olarak farklı hayat yaşayan bu insanlar aynı gibi görünmeye uğraşırken seyircilerin onlara ulaşması ve akran olması mümkün değildir.
Dijital içerik üreticiliği eğlence sektörünün modern bir çehresi olurken prodüksiyondaki farklılık bu ayrımı doğuruyor. Ring light’lar çevresinde sunulan bu performanslar eğlence sektörünün birer parçasıymış gibi sunulmuyor. Aksine normal hayattan bir gün olarak paketleniyor.

Kişilerin gerçekte yaşadıklarından farklı hayatları sunarak birer mit yaratmaya çalıştığı ve performans ortaya koyduğu durumları seyirciler olarak fark edip, farklı şekilde değerlendirmeye başladığımız zaman bu yapmacıklık tek taraflı olarak yıkılabilir. Kayfabe artık işleyemez hale gelir. Davet edileceğimiz parasosyal ilişkiler yerine bu aktörler ile aramızdaki sınıfsal uçurumu fark edebililmek gizli sözleşmelerin feshi niteliğindedir.
Bu kral çıplak demenin günümüzde gerçekleşebileceği en rasyonel durum olur. Parasosyal ilişkilerin oluşmasını engelleyerek milyonlar, milyarlar ile yaşayan insanların sıradan biri gibi görünmesini ayrıştırmak özfarkındalığı da beraberinde getirir.